Artık yeni yazılarımla www.bestamipalta.com adresindeyim. Ücretsiz abone olabilir ve farklı kanallardan sayfayı takip edebilirsiniz. Görüşmek dileğiyle..
 
 
Picture
Geçenlerde yaptığım yemek çok eleştiri aldı ama baktım ki bana bile kalmamış :)  Yazın vazgeçilmez üçlüsü: Taze fasulye, pirinç plavı, cacık. Hani Yapmasını bilmesem ya da ilkkez yapıyor olsam eleştirileri kabul edeceğim ama ben kendimden eminim! Annemler yaylada olduğu için evde tek başımayım. Bazı sabahlar erken kalkıp eviderleyip topluyorum, öğleden sonra da mutfağa geçip yemek yapmaya koyuluyorum. Bir akşam için hafif olacağından taze fasulye yapayım dedim. Önce alış verişe çıktım. Sırtıma çantamı taktım, atladım bisiklete ve en yakın manavın yoluna koyuldum. En tazelerinden bulmaya çalıştım. Bu aylarda pek taze bulmanız kolay olmuyor. Ancak yayladan gelenleri bulmanız gerek. Alış verişimi yaptım ve eve geldim. Fasulyeleri iyice yıkadıktan sonra, daha iyi pişmesi için ince ince doğradım. Herkesi yöntemi farklı olabilir ama ben tencereye önce zeytin yağını döküyorum. Sonra soğanları ince ince doğruyorum. Ardından fasulyeyi koyuyorum. Kabuğu doğranmış 2-3 yayla domatesi doğradıktan sonra patates doğrayıp son olarak ta biraz biber salçası koyuyorum. Tabi bir kaç diş sarımsağıda unutmuyorum. Çünkü çok güzel tat veriyor. Sonra tencerenin kapağını kapatıp öylece ocağa koyuyorum. Tuzu ise belli bir zaman sonra atıyorum çünkü tuz yemeği sertleştirir. Pişmesini yavaşlatır. Yemeğimiz pişerken önce içindeki sebzelerin sulanmasını bekliyorum. Biraz suyunu çektikten sonra sıcak ya da ılık su ilave ediyorum. Orta ateşte bir saate kalmaz pişer diye umut ediyorum :) Besmele çekip yine kapağını kapatıyorum. Gelelim prinç plavına. Bunu yapmak aslında en az zaman alan ama en zor olan şey. Ben nasıl yaptım? Ben plavda şehriye ararım. Tabi ki ben yaparken evde şehriye olmadığından içine küçük bir patates doğradım. Önce patatesi soydum, sonra onları küçük küçük kare kare doğradım. Yağda biraz kızarttım. Sonra üzerine sıcak suda hafif haşlayarak yıkadığım pirinci ilave ettim. Pirinci iyice kavurduktan sonra 1'e 2 oranında su ekledim. Sonra orta ateşte suyu çekmesini bekledim ve bir süre sonra kısık ateşe bıraktım. Suyunu çekince altını kapatıp tencere ile kapak arasına kağıt havlu sıkıştırdım. Fazla buharı alması için. Plavı dinlendirmek gerek. Sonra çukur bir kabın içine biraz tuz atıp iki diş sarımsak ezdim ve üzerine soyduğum salatalıkları ince ince doğradım. Üzerine ise kuru nane ve yoğurt. Çok az su ile biraz karıştırdım ve işte bu akşamın mönüsü hazır. Afiyet olsun :)

 
 
Picture
Malum yaz mevsimi ve yaşadığımız yer sıcak olunca yazları en çok balkonu kullanıyoruz. Ama bu aralar sivri sinekler öyle arttı ki... Az evvel yine balkonda oturmuş bilgisayarımla uğraşırken sivri sineklerin istilasına uğradım. Akşam olmasına ve ışığı kapatmama rağmen nasıl görüp nasıl ısırıyorlar anlamadım. O an aklıma şöyle birşey geldi: Tavuk karası var da sinek karası yok mu ? Nasıl oluyorda karanlıkta bizi bulup ısırıyorlar? Kovmamıza rağmen nokta kadar beyinleriyle yeniden bize ulaşıp kanımızı emiyorlar? İnternette elimin altındayken biraz araştırayım dedim. Arama motorlarından araştırdım ama "sinek karası"na ait hiçbirşey bulamadım! Ayrıca doğada o kadar ot, böcek varken neden gelip bizim kanımızı emiyolar onuda merak ediyorum. İnşallah şu sivri sineklere de bir çare bulunur! Ayrıca sineklerle ilgili bilgisi olan benle paylaşırsa çok sevinirim. Sivri sineksiz günler sizin olsun :)

 
 
Picture
     Televizyon izlerken bir kanaldaki reklem ilgimi çekti.O an bilgasayar da elimin altında olduğu için hemen reklamdaki adresi yazdım ve siteye giriş yaptım. Sitenin adı http://www.acimasizgercekler.com/ . Sitenin giriş sayfasında bir kız ve bir erkeğin olduğu kısım yer alıyor. İster kızı ister oğlanı seçip maceraya başlıyorsunuz. Karşınızdakinin kamerası açık şekilde sizle yazışmaya başlıyor. O size bir soru soruyor ve sonra aşağıda dört şık çıkıyor. Sitedeki kamera sürekli açık ama size yazılar bilgisayardan otomatik geliyor. Siz de o şıklardan size uygun olanı tıklıyorsunuz. Eğer cevaplarınız tatmin etmezse yazışmadan atılıyorsunuz. ve karşınıza iki şık çıkıyor. Biri devam etmenizi diğeri sayfadan çıkmanızı sağlayacak iki şık! Tabi benim cevaplarımı beğendikleri için sonuna kadar gittim ve kazandım. Ödülüm ise bir sertifika oldu. Sertifikaya adınızı, soyadınızı ve isterseniz fotoğrafınızı ekleyebiliyorsunuz. Ve en sonunda karşınıza çıkan şeye inanamayacaksınız :) Bence siteye girince görün, sürprizi kaçmasın :)


 
 
Picture
Bundan 2 sene evvel bir siteye üye olmuştum. Sitede yazılarımı yayınlamaya başlamıştım. Çok güzel yorumlar ve tebrikler alıyordum. Ama n'olduysa ilk günden siteden atıldım. Sitenin adını gizlemeyeceğim çünkü hak etmediğim bir sonuçla karşılaşmam beni çok üzmüştü. Sitenin adı: www.kendinigelistir.com . Yazılarımı hala orada bulabilirsiniz. Google'den "ruhunu göremediğim insana güzel diyemem" diye yazdığınızda çıkan ilk sonuç sizi benim yazılarımın olduğu yere götürecektir. Defalarca mail attım ama bana tatmin edici bir cevap asla gelmedi. Dava açıp hakkımı aramayı bile düşündüm ama o zamanlarda işsiz güçsüz biri olarak kendime bile yetemiyordum. Aradan 2 sene geçti belki ama ben hala kırgınım. Çünkü haketmemiştim. Yazmış olduğum bir yazının orjinali aşağıdadır. Bir de siz yorumlayın, sizce bu yazılar benim siteden atılmamamı neden oldu?

"Güzel kavramı çoktan değişti benim için.Yüreğine dokunamadığım insana, gözlerim kapalı tanıyamadığım insana güzel diyemem ki :( Güven duygusunu yeniden öğrenmem için çok geç artık. Biz bizdekilerle hareket ederek güvenmeyi bilmeliyiz. Güvenmezsen, güvenilmezsin. Bazen olmadık bir anda bir yerden gelen güzel bir ses, ruhumuza dokunan bir ses bizi sese yöneltir. Ne kadar güzel bir sestir bu. Ruhumuza işleyen bir büyüsü vardır.Bu her insan için geçerli değildir ama ben bunun gerçek olduğunu ve böyle birinin hep iyi olduğunu, güzel olduğunu düşünürüm. Bu zamana kadar hiç yanılmadım. Ve tanımak lazım insana güzel diye bilmek için. Kız için de erkek için de geçerlidir bu. Kalbine ulaşmak gerek, ruhunu hissetmek gerek. İşte güzele ulaşmak bunla mümkündür."

 

 

 
 
     Duyduğumda çok şaşırmıştım! Adı bile insanı şaşırtmaya yetiyor: Ezan Çiçeği. Akşam ezanı okunurken öyle güzel bir açışı var ki... Çiçeğin ömrü bir gün. Çok fazla tomurcuğu olduğu için ölen çiçeğin yerine yenisi açıyor. Mayıs ayında açmaya başlayan çiçek sonbahara doğru sezonu kapatıyor ve seneyi bekliyor. Çiçeğin bakımı da önemli. Sonbahar geldiğinde çiçeğin sapları toprak seviyesinde kesiliyor. Gün boyu güneş ve su ihtiyacını karşılamak gerek. Bu yüzden çiçeğin yetiştirileceği yer iyi seçilmelidir. Çiçeğin şifalı olduğu da söylenir. Ama en güzeli, akşam ezan okunurken ortaya çıkan mucizevi görüntüsü. Çiçekleri seven biri olarak seneye ben de evin önünde yetiştirmeyi düşünüyorum :)
 
Berat Gecesi 08/04/2009
 
Picture
       Bu gece Şaban ayının 15. gecesine denk gelir. Adından da anlaşılacağı üzere bu gece edilen dualar ve yapılan ibadetlerle berat edilir. Tefsirlerde bu geceyle ilgili bazı açıklamalar yer alır: Vergi borcu ödendiği zaman nasıl ki vergi borcunu ödediğine ve borçtan kurtulduğuna dair belge veriliyorsa, Allah(cc.) berat gecesinde kullarına berat yazar.Ayrıca yeryüzünde mü'minlerin nasıl ki iki bayramı varsa, gökyüzünde meleklerinde iki bayramı vardır. Biri Kadir gecesi diğeri iseBerat gecesidir denmiştir.Beraat gecesi,Rabbimiz tevbe, istiğfar ederek pişmanlık duyan günahkârların cümlesini affedeceğini bildiriyor. Ancak şu sekiz sınıfın KESİN TEVBE ETMEDİKÇE bu aftan istifadelerinin olamayacağını da işaret ediyor:

1-Allah'a şirk koşanlar.
2-Ana-babalarına isyan eden, onların kablerini kırıp gönüllerini yıkanlar.
3-İçkiye devam edenler.
4-Falcılık edip gelecekten haber verenler.
5-Din kardeşine besledikleri kinden vazgeçmek istemeyenler.
6-Adam öldürmekten pişmanlık duymayanlar.
7-Nikâhsız aile ile yaşayanlar.
8-Akrabalarıyla alâkayı kesip ihmal edenler.
   
Şüphesiz ki bu günahların sahipleri bu gecede derin bir tevbe, istiğfarda bulunur da, kesin pişmanlık haline girerlerse ilâhi aftan yararlanırlar.İnsanlaraın aftan yararlanamama sebebi kesin, bir dönüş yapmayışları, ciddi bir tevbe, istiğfar haline girmemeleridir.(1) 

 

   Beraat Gecesi ibadeti:
Bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi vardır. Bu konuda Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) olduğunda, gecesinde kalkın ibadet edin, gündüzünde de oruç tutun! Muhakkak ki yüce Allah, o günde dünya semasına iner ve imsak vaktine kadar şöyle der: "Affedilmeyi dileyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa dileyen yok mu, şifa vereyim. Şunu isteyen yok mu vereyim…” (İbn Mâce)

Bu geceye mahsus belirli bir ibadet yoktur.Gecenin manevi değeri dolayısıyla çokça tevbe ve istiğfarla ,namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, ve salavatla,hayır dualarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır. Kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır.

   Beraat Gecesi Duası
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin. (et-Tergib ve't-Terhîb, 2:.119, 120.)

Beraat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır. "
( 12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597) 
   
    Rabbim dualarınızı kabul eylesin. Berat Geceniz Mübarek olsun.

Kaynakça
1. Semerkant Araştırma Merkezi CUMA SOHBETLERİ.

 
3G 08/02/2009
 
Picture
Bir zamanlar hayretler içinde takip ettiğimiz siyah ekran telefonlar, ardından ilk renkli ekranlar ve sonrasında kameralı telefonlar derken şimdi de 3G. Peki nedir bu 3G? Ülkemizde günlerdir yoğun bir çalışma ve reklamlarla yapılan tanıtımları hepimiz takip ediyoruz. Üçüncü nesil kablosuz telefon teknolojisi 3G artık Türkiyede. "Artık Türkiyede" diyorum çünkü Avrupa ülkeleri ilk olarak 2003 yılında kullanmaya başlamıştı bu teknolojiyi. Dünyada ise ilk olarak 1998 de Japonya kullanmıştı.Yani siyah ekran telefonların ilkkez ülkemize geldiği dönemde. Aslında hayatımızda daha çok şeyi sadece duymayacağız artık görebileceğiz de. Karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini artık daha iyi anlayabileceğiz. "Gözden ırak, gönülden ırak" sözünün artık tarihe karışacağı bir teknolojik gelişme de diyebiliriz. 3G teknolojisinden faydalanbilmek için öncelikle telefonumuzun 3G özelliği taşıması gerek. Bunu nasıl anlayabiliriz? telefonumuzun ayarlarından "şebeke ayarları" kısmına girip öğrenebiliriz. Bu ayar yapıldıktan sonra aradığımız kişinin de telefonunun aynı özelliğe sahip olması gerek. Tabi önce GSM operatörümüzden 3G için kayıt yaptırmak gerek. Görüntü ve ses kalitesi çok net olmayabilir. Kullandığınız araç ne kadar kaliteli olursa olsun sistem daha yeni olduğu için pek kaliteli olmayacaktır. Ama yine de kullanıcıyı tatmin etmeye yeter diye düşünüyorum. Bu teknoloji, görüntülü arama olduğu için telefonunuzun bataryasını daha çabuk bitirecektir. Özellikle telefonunuzun şarj aletlerini yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim. 3G sadece görüntülü konuşma ile sınırlı değil. Hızlı internet erişimi ve internet üzerinden sağlanan her kolaylık artık cebinizde olacak. Ve erişimin daha hızlı olduğunu göreceksiniz. Fakat frekans bandı daha dar olduğundan kapsama alanı daha dardır. Bu yüzden bu sorunu çözmek için 4G teknolojisi şimdiden planlanmaya başlandı. Ama ben yine de 3310 kullanmaya devam edecek gibiyim :)


 
Kına Gecesi 07/31/2009
 
Picture
Akşam, komşumuzun kına gecesindeydim. Evde kimse olmadığı için aileyi temsilen ben gittim. Bahçede erkekler oturmuş muhabbet ediyorlardı. Biraz onlarla takıldım. Tatlı bir sohbet vardı. Bir süre sonra bayanların olduğu eve girdim. Hem bir hayırlı olsun demek hem de bir ihtiyaçları varmı diye sormak için. Güzel bir ortam vardı salonda. Bayanlar kendi aralarında kına gecesi yapıyorlardı. Bir kaç erkek olduğu için ben de kaldım. Geleneklerimize uygun bir kına gecesi oldu. Aslında ben bu tür etkinliklerden eskiden beri uzağım. Düğün ve kınalara hiç gitmem. Ama dedim ya mecburiyetten işte :) Güzel bir atmosferde insan heyecana kapılıyor ve kendisinin de bunları yaşamasının güzel olacağını düşünüyor. Hayallere dalıp gidiyor insan. Bazen bir an kendi kendinize güldüğünüzü farkediyorsunuz. Koca bir dünya kuruveriyorsunuz aklınızda. Belki de artık bizim de vaktimiz geldi :) Kim bilir? Kısmet.


 
 
      Yıllardır aradığım şeydi bu: Masum Aşk! Ama ne fayda bulamadım. Kısmet olmadı diyelim. Rabbimden tek dileğim leylamı bulabilmekti. Severken sevilmekti! Bu aralar yalnızlığın sessizliğine bürünmüş zamanın geçişini izliyorum. Sanki geçen zaman benim zamanım değilmiş gibi. Şarkılarda arıyorum kendimi. "Aceba hangi şarkının hangi sözü beni anlatıyor?" diye dinliyorum şarkıları. Ve yine içinde kendimi bulduğum bir şarkı: Pure Love-Masum(saf) Aşk! Ama nedense bu şarkıda da tek başımayım. Kadın karakter, hayatımda hep olmasını istediğim ama hiç bulamadığım birisi. Şarkının sözlerini çevirmek biraz zor oldu. Hele de çeviriyi yapan benim gibi ingilizceyi bilmeyen biri olursa... Bence sözleri okumak yerine klibi izlemek gerek, izlemenizi tavsiye ediyorum. Bu şarkının, özellikle de klibin hala etkisindeyim ve uzun bir süre etkisinde kalacakmışım gibi görünüyor.Üzerine söylenecek onca şey var ki ...
 
Şarkıdan bir bölüm(benim çevirim ):  Kaderimiz böyleymiş -bana geri dönüyorsun -çünkü bu masum bi aşk... -sen uyurken yanında oturmak istiyorum -eğer uyursam... -yine rüyamda seni görürüm -nefesinin kokusu -bedenimi sarıyor -bilmeni isterim ki -sen olmadan bu hayat değersiz -kaderimiz böyleymiş -bana geri dönüyorsun -çünkü bu masum bi aşk -çok korktuğunu biliyorum -bekleyeceğimi söylüyorum -çünkü bu masum bi aşk -senin güzel vücuduna sarılmak istiyorum -yanımda olmayacaksan söyle -çünkü sensiz yaşayamam -sen olmazsan öleceğim 
 

      

    Bu Sitede Başörtüsü Yasağı
    Yok!!!

    E-Mail adresini gir:

    Delivered by FeedBurner

    Picture







    Picture

    E-Mail
    bestamipalta@hotmail.com

    RSS Feed

    Kategori

    All
    Dini
    Duygusal
    Genel
    Makaleler

    Arşiv

    August 2009
    July 2009
    June 2009
    May 2009
    January 2009
    December 2008
    November 2008
    October 2008
    September 2008
    July 2008



    Web'te Türkçe